Tarih 14 ağustos cuma.Sabah bir gürültü bir gürültü.Hüseyin kalk çabuk hadi hadi hadi...
Ne oluyoruz demeden doğru pazaryerine.Ne yapayım ben orada derken karpuzları satmak bana düştü.O an pazaryerinde çalışan ablalarımızın ve abilerimizin durumunun gerçekten çok zor olduğunu anladım.Öyle müşteriler oluyorki , tabiri caizse sebzeyi değil neredeyse yemeği pişirip satmasını istiyor.Bu bir kenara birde üstü kapalı bir alanda 400 kişiden ayrı ses çıkıyor.Asıl can alıcı nokta burası.Ben 4 saat durabildim.Görevimini anneme bıraktım.O benden daha profesyonel.Ne yapalım, bizde ekmeğimizi topraktan çıkartıp pazarda satarak kazanıyoruz.
Tarih 15 ağustos cumartesi.Bu sabahta kuşların cıvıl cıvıl sesi ile uyandım ve denize gitme planları yapıyordum.Bir şekilde evden kaçıp bu bunaltıcı sıcaklarda denize atlamak için sabırsızlanıyordum.Ama yine olan oldu.Biz köylüyüz ya , işlerimiz hiç bitmiyor.Sanki kene gibi yapışmışcasına peşimi bırakmıyorlar.Bugünde bahçemize ot ları biçip son karpuzlarımı toplamaya gittik.İşimizde akşama kadar sürdüğü için yine denize gidemedim...
Tarih 16 ağustos pazar.Birazda stres atmak gerek.
Bu sabahta yine aynı stresle uyandım.Ve ilk işim geldi.Otları toplamaya gittik.Yorucu bir çalışmadan sonra işlerimizi tamamyıp eve döndüm.Bir iki saat sonra bir haber geldi ve komşumuzun nişanı olduğunu haber aldık.Şimdi içime bir su serpilmişti.Bir an önce akşam olmasını bekliyordum.Akşam oldu ve bizde komşuluk görevimizi yapmak için hemen yola çıktık :D Vardığımızda pek bir hareketlenme yoktu.Yarım saat sonra herkesi içeri çağırıp yüzük takıp fotoğraf çektiler.En güzel vakit şimdi başlıyordu.Ses sistemi açıldı ve herkes ortaya.Ama çoğu kişide çekiniyordu.Benide içeri çağırdılar bir sorun var diye.Bir baktım salonda oynuyorum.Daha sonrada oynayacak yer kalmadı.Demek ki kilit nokta benmişim.3 günün yorgunluğunuda böylece atlatmış olduk...O akşam tek üzüldüğüm nokta kendime bir tane kız bulamadım.Yana yana ona yanıyorum :)